Takip Et

Güncel

Boğaziçi akademisyenleri, 162’nci kez kayyım rektör atamasına karşı rektörlüğe sırt döndü

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, rektör atamalarına karşı 162’nci kez rektörlük binasına sırtlarını dönerek, kayyım İnci’yi istifaya davet etti.

Fotoğraf: Can Candan

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından 2 Ocak’ta Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu’nun “kayyım rektör” olarak atanması sonrası başlayan protestolar, Bulu’nun yerine Naci İnci’nin atanmasının ardından da devam ediyor. Akademisyenler, rektör atamalarını ve meslektaşlarının işten çıkarılmalarını protesto etmek için 162’nci kez rektörlük binasına sırtlarını döndü.

Akademisyenler, eylemlerinde “kabul etmiyoruz”, “vazgeçmiyoruz”, “Feyzi Erçin yalnız değildir”, “Cemre Baytok işine geri dönsün” ve “Can Candan yalnız değildir” yazılı dövizleri taşıdı.

Açıklamada akademisyenlerin yüzde 95’inin ret oyu verdiği İnci’nin üniversitelerine rektör olarak atandığını hatırlatılarak, “Bu atamayla bir kez daha üniversitemizin demokratik iradesi alenen çiğnendi. Rektör belirleme sürecinde, akademisyenlerimizin güvenoyu vererek destekledikleri, üniversitemizin liyakat sahibi, her biri alanında saygın ve değerli bilim insanı olan 17 adayının neden mülakata dahi çağırılmadığı, Naci İnci’nin hangi gerekçe ve beklentilerle görevlendirildiği açıklanmalıdır” denildi.

İstifa etmeli

İnci’nin üniversiteye verdiği zararlarının bilindiği belirtilen açıklamada, “Boğaziçi Üniversitesi’ni Türkiye’nin en nitelikli kamu araştırma üniversitelerinden biri yapan gelenek ve değerleri yok etme niyetinin ve üniversiteler üzerinde kurulmak istenen vesayet rejiminin bir uzantısı, bir aracısı olmaktan başka bir şey olamayacak bu kişinin derhal istifa etmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

“Üniversiteler; bilim, teknoloji ve özgür düşüncenin gelişip serpilmesi gereken kurumlardır” denilen açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: “Üniversiteler ancak bu yolla kamusal fayda ve evrensel değer üretebilir, nitelikli insan gücü yetiştirebilir. Üniversitelerin antidemokratik uygulamalarla, liyakatten uzak ölçütlerle yönetilmesi, ülkenin geleceği için bir tehdittir. Üniversiteler Arası Kurul’un uluslararası seçkin üniversitelerde yapılan doktora tezlerine bilimsel, akademik ölçütlerin dışına çıkarak denklik vermemesi Türkiye’de eleştirel sosyal bilimlerin gelişimini engelleme amacıyla alınan siyasal ve sansürcü bir karardır. Bu skandal karardan bir an önce geri dönülmelidir.”

Yapılan bütün zorbalık ve zorluklara rağmen direnişin aynı kararlılıkla süreceğinin altı çizilen açıklamada, “Nöbetlerimiz ve diğer eylemlerimiz bugüne kadar olduğu gibi sürecek. Atanmış yönetimin tasfiye etmeye çalıştığı katılımcı yönetim kültürümüzü ve özgür akademik ortamın güvencesi olan ilkelerimizi koruyacağız. Kampüsümüzün canlı ve çoğulcu sosyal ortamı tüm bileşenlerin katkılarıyla yaşamaya devam edecek” denildi.

Güncel konulu diğer haberler