Takip Et

Güncel

Erk Acarer’den ‘SADAT’ açıklamaları: ‘Orduda SADAT rahatsızlığı ayyuka çıkmış durumda’

Mafya lideri Sedat Peker’in SADAT’a ilişkin iddialarının ardından gazeteci Erk Acarer sosyal medya hesabından SADAT ile ilgili paylaşımlarda bulundu. Acarer ‘Orduda da SADAT rahatsızlığı ayyuka çıkmış durumda. İstifa eden generallerin, hem ‘İdlib ya da cihadizm’ hem de‘SADAT konusunda endişeleri var’ ifadelerine yer verdi.

Mafya lideri Sedat Peker’in SADAT’a ilişkin iddialarının ardından gazeteci Erk Acarer sosyal medya hesabından SADAT ile ilgili paylaşımlarda bulundu.

HDP İzmir Binası’nda Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in SADAT bağlantısının araştırılmadığını belirten Acarer, paylaşımlarında “Orduda da SADAT rahatsızlığı ayyuka çıkmış durumda. İstifa eden generallerin, hem ‘İdlib ya da cihadizm’ hem de ‘SADAT’ konusunda endişeleri var” ifadesini kullandı.

SADAT’ın kuruluş aşamasında Bakanlar Kurulu’nca kabul edildiğini aktaran Acarer’in paylaşımları şöyle:

1- “Savaşlar yaşlı adamlar için genç adamların çarpışmasıdır….” Halk deyişi Evet Konu SADAT, buyurun!

2- SADAT, TSK’nın işlevine talip bir taşeron. “Ticaret yapmak için değil, omzumuzda hissettiğimiz yükün mesuliyeti altında bu şirketi kurduk. Derseniz ki; ‘Siz de kendinize kuruntu yapmışsınız, biz devlet olarak bütün bunların hepsini yaparız’, bu yükü sizin omzunuza bırakırız…”
 
3- İfadeler kurucu Adnan Tanrıverdi’ye ait. Talebi şu yönde: “TSK’nın yetişemediği yerlerde emekli askerlerimizi organize edelim. Özellikle dost,İslam ülkelerine, ihtiyaç duydukları bu desteği verelim. MSB ve ilgili bakanlıklarımızın kontrolü altında bu hizmeti onlara götürelim…”

4- SADAT’ın “Paralel ordu” olduğunu söyleyen, sadece araştırmacı gazeteciler, muhalif siyasetçiler ya da kamuoyu mu? Hayır. SADAT, kuruluş aşamasında Bakanlar Kurulu tarafından kabul ediliyor. Şirket heyetle toplantıya gidiyor. O toplantıda 3 Bakanlık’tan da danışman var.
 
5- Heyeti, Bakanlar Kurulu adına Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç kabul ediyor. İfadeleri çok önemli. Arınç’tan Tanrıverdi’ye: “Ohhh Paşam, silahlar yapıyormuşsunuz, ordular kuruyormuşsunuz, bizim Silahlı Kuvvetlerimiz yok mu?” Arınç, danışmanlara döndü:

6- “Devletimizde Böyle bir gelenek var mı?” diye sordu. “Yok” dediler. Ancak SADAT buna karşın kuruldu. Arınç’ın bu fikri beğenmediği ise ortadaydı.

7- O dönemde Bülent Arınç’ın hangi yapılarla içli dışlı olduğu biliniyordu. Arınç, Türkçe Olimpiyatları’nın birini bile kaçırmamıştı. Acaba SADAT konusunda kim ısrarcı olmuştu? SADAT, her köşeye sıkıştığında, benzer açıklamaları yaptı.

8- Yönetim Kurulu Üyesi Melih Tanrıverdi özetle şöyle diyor mesela: “SADAT’a yapılan saldırıların sebebi belli! Erdoğan’ın Türkiye’yi nereden nereye taşıdığına dikkat edilirse SADAT’ın, Haçlı menfaatlerini yerle bir edeceği gerçeğinin doğru olarak okunduğunu söyleyebilirim.
 
9- SADAT’ın Erdoğan ile hiçbir ilgisi olmadığını söyleyen yönetim kurulu üyesi Tanrıverdi’nin, her seferinde Erdoğan ipine sarılması ve Erdoğan adına oyun bozmaktan söz etmesi tuhaf değil mi?

10- SADAT, temsilcileri bu açıkları sık sık veriyor. Melih Tanrıverdi’nin başka ifadeleri de önem taşıyor: “ABD kaynaklı kara propagandaya maruz kaldı. Bu olay bile silah ticareti yapan küresel güç odaklarının ne kadar rahatsız olduğunun ve doğru şeyler yapıldığının kanıtıdır.”

11- Soralım: SADAT, silah ticareti mi yapıyor ki, silah tüccarları bu işten rahatsız oluyor? Taşeronluk ya da devlete sızma meselesi önemli. SADAT, “AKP ile dış politika anlayışımız uyumlu” diyor. Hiç şüphe yok. Bir parçanın bütünü bu.

12- SADAT’ı hem içeride hem de dışarıda anlatmak lazım. Bunu yaparken, her şeyi parçalara bölelim. Nasıl bir çatı altında, yan yana yürüdükler, kimler? Partnerleri var mı? Dışarıda hangi ülkelerde etkin sorularını soracağız.

13- Çatı Saray rejimidir. Adnan Tanrıverdi, Saray’a başdanışman olup, savaşlara karar vermişti. Mehdiyi beklemişti! İstanbul’un başkent olmasına karar vermişti. Ümmeti birleştirip Laikliği anayasadan çıkarmak istiyordu.

14- Ümmet ile ortak bir para birimi yaratacaktı. Hepsi kendi konuşmaları ve hepsi arşivdedir. Elbette SADAT bu uğurda yalnız yürümedi. Hesap çok basittir: Saray çatısı altında 3 amaç görüyoruz: 1-Devlete sızalım 2-Ekonomiyi ele geçirelim, 3-Karşı çıkana savaş açalım.

15- Bu basit 3 şey çok basit başka 3 şeyi de gösterir: 1-Paralel yapılar, 2-Sömürü düzeni 3-Devletin olanaklarının yetmediği yerde paramilitarizm faaliyetleri. Örnekler var ve hepsi zincirin halkası gibi yan yana. Son günlerin olay Vakfı TÜGVA iyi bir örnektir:

16- Devlet kurumlarına sızmışlar, yandaşa alan açmışlar ve bu faaliyetler ortaya çıkınca komando marşı söyleyerek göz dağı veriyorlar. Sedat Peker’in anlattığı parçaları birleştirince, belediyeleri, AKP gençlik kollarını yan yana görürüz.

17- Darbe süreci: Esenyurt Belediyesi’nden sandığa yüklenen silahlar, Balat’ta AKP gençlik kolları tarafından teslim alındı. AKP teşkilatı, belediyeler, İçişleri Bakanı biliyordu.

18- Erdoğan’ın bilmemesi mümkün müydü? Darbeden sonra Tanrıverdi Başdanışman olmadı mı? Aynı süreçte ne olduğunu defalarca anlatmıştık. SADAT yönetimindeki Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan ne anlatmıştı?

19- Özetle; SADAT’a bağlı (ASDER) üyelerinin, kalkışmada geniş bir ekiple alanda olduğunu ifade ettiştir. Bu ekibin çok profesyonel olduğunu ve tankları durdurduğunu ifade etmişti.

20- Darbede cinayetlere karışan, sonrasında iktidara karşı eylemlerde bulunacakları koruyan 696 sayılı KHK’yı anımsatalım. TÜGVA yönetimindeki Fatih Demirci’nin darbe sabahı asker linç edenler arasında olduğunu söylemiştik. Yalanlamamış, “Birkaç tokat” diye geçiştirmişti.

21- SADAT’ın altında iki yapı var. Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) ve Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırma Merkezi (ASSAM). Bunlar açılıyor. Mesela ASDER’e bağlı Akdeniz Dayanışma Platformu (ADAP) s savcılar ve mahkemeleri doğrudan etkilemeye yönelik duyurular yapıyor.

22- Genç ASDER var. Aynı zamanda dalıştan yürüyüşe, paintball’dan treking’e çeşitli kulüpler ile iç içeler. Dönem değişti. Komando kampları gibi merkezler aramak, çok akılcı değil. Suriye kamp faaliyetleri açısından çok elverişliydi.

23- Ankara katliamını planlayan hücrenin, Antep’te paintball oynaması ilginçtir. Küçük hatırlatmalar ile devam ediyoruz. Saray çatı demiştik. TÜGVA dedik, SADAT dedik. Bir zincirin halkaları dedik. Yukarıdaki fotoğraf, bu konuda bilgi verilir. İade ziyaretler SADAT-TÜGVA.

24- Sedat Peker, iktidar ile iç içe olduğu dönemde ne söylüyordu: “Devletin yetmediği yerde! Biz varız! SADAT ne diyor? Aynısını. Özetle ne aktarmıştı: Sedat yerine SADAT! Tasfiyesini ve sonraki olanları anlatmıştı. Bu ifadelerinden 2 ay önce yazmıştık:

25- 2015 süreci çok acılıydı. AKP ve Saray zorla ve kaybettiği seçimi korku iklimi ile kazanarak, bugünlere geldi. Bu anlatılanlar o yaşananların, bir daha yaşanmamasına ve daha geniş bölgeye yayılmamsı içindir.

26- Kan ve gözyaşı ile dolu o süreçte ne olmuştu. Kasım ayına, Silvan’a gidelim. HDP Vekili @HudaKaya777 anlatıyor. “TSK ve Emniyet güçlerinin haricinde, Cizre de dahil pek çok bölgede bizzat gözlemlediğim, üstünde ‘Esedullah’ ‘Cundullah’ yazılı yelekler giyinmiş kişiler vardı…”

27- “Sakallı ve müstakil çalışan ekipler tarafından, tekbirlerle, gerçek mermilerle saldırıya uğradık. 1 vatandaş yaşamını kaybetmişti.” Yeleklerinde Cundullah ya da Esadullah yazan bu sakallı Arapça’ya benzer bir dil konuşan bu kişiler kimdi?

28-Otobüslerle 300-600 kişilik gruplar halinde kim tarafından yıkım bölgelerine taşınmışlardı, neden her duvara “Uzun Adam” yazılaması yapmışlardı? Bunları yeniden hatırlamak bile kabus.

29- Bölgedeki ortak kanı; kolluk ve asker şiddet olaylarına karışmış olsa da bu kadarını yapmazdı. Neydi bu kadarı? Mesela yıkılmış evlerden birinde, bir tabağa tuvalet yapılmış ve buzdolabına konmuştu.

30- Yatak odalarında çekmeceler açılmış iç çamaşırları etrafa saçılmıştı! Kullanılmış kondomlar vardı. Sonradan anlaşıldı. Silvan’ın boşaltıldığı, çatışmaların bittiği gün şu yapıldı:

31- Antep genelevi boşaltıldı ve seks emekçileri otobüslerle buraya getirilip, bu kişilere teslim edildi. Evlerden eşyalar çalındı. Ganimet ve Cariye kültürü yaratılmıştı. Buna göre kutlama yapılıyordu.

32- Lice’de ellerinde benzinle köylüleri yakmaya çalışıp jandarma tarafından engellenen kişiler de aynı profildeydi. Bunlara ilave olarak 40 yaş üstü özel harekatçılar vardı. Bu soruları jandarma ve kolluk bile, “Bu kişileri tanımıyoruz” diye cevapladı.

33- SADAT, ordudana ayrılmış belli bir yaş üstü subaylar ile çalışmaktadır. Bölgedeki olaylarda sık sık 40 yaş üzeri özel harekatçılardan söz edilmişti. Bu kişiler SADAT elemanları ile örtüşüyordu.

34- Kamuoyunun neden daha fazla bilgi sahibi olması istiyoruz. Çünkü ‘Uzun Adam’ yerinde duruyor ve toplumu bir kez daha geriyor. Paramilitarizm şüphesi bitmiyor. Öte yandan bu adamlar buharlaşmadı.

35- Bu kişileri kim, neden yetiştirdi sorusu gündemden hiç düşmemeli. Bu soru SADAT’a ulaşınca Adnan Tanrıverdi ya da şirket sözcüleri; “Yalan” dedi konu kapandı. Ne güzel! Savcı yoksa her şey yalan!

36- SADAT araştırılmayacak kadar dokunulmaz mı? Öyle görünüyor. Çok yakın bir dosyadan anlatalım! Deniz Poyraz dosyası, katil elini kolunu sallayarak girdiği HDP İzmir binasında genç bir kadını katletti.

37- Instegram fotoğraflarını karakolda silecek kadar rahattı. Suriye ile bağları vardı özel eğitim almıştı. Anlaşılan Onur Gencer’e Hrant Dink’in katili ya da Ankara Katliamı sanıklarına benzer muamele yapılmıştı.

38- Dink’in katili kollukla fotoğraf çektirmişti. 10 Ekim saldırısında 2 bombacının taşındığı araca eskortluk eden Yakup Şahin’e karakolda, gülerek, “Birkaç çocuk öldü” demişlerdi.

39- Gencer’in de sırtı sıvazlandı. Aceleyle hazırlanan iddianameye SADAT ile bağı var mı sorusu girdi. Ama ilginç bir şey oldu. Savcı, SADAT yöneticilerini çağırıp basit bir soru yöneltebilirdi. Fakat buna bile çekinildi.

40- Bunun yerine ne oldu biliyor musunuz? Savcılık makamı, internetten araştırma yaptı ve “Bir bağ yok” dedi! Bu kadar mı çekiniliyor sorunu soralım. Ayrıca Katil Gencer’in HTS kayıtlarındaki kişiler de ifadeye çağrılmadı.

41- Dosya avukatları, savcılığın yapamadığını/yapmadığını yaptı. İzmir’de bir poligonda atış eğitimi aldığını tespit etti. Firma Poligonİzmir’dir. NASCO Güvenlik A.Ş.’ye bağlıdır. Bu özel güvenlik meselesi çok önemli.

42- Peki neden? Şundan: Güncel rakamlara göre Türkiye’de özel güvenlik sertifikası bulunan kişi sayısı ise 1 milyon 556 bin 250. Giderek büyüyen bir sektör. Oysa sosyal devlette güvenlik parasızdır. Devletin tekelindedir.

43- Aktif çalışan sayısı 283 bin 431. Bu rakam, 270 bine yakın emniyet personeli sayısından fazla. Çarpıcı bir noktaya geldik. Örnekle gidelim. Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilere şiddet uygulayan kim? Özel güvenlik.

44- Amblemleri Boğaziçi. Ama bunlar taşeron firmalardan geliyor. Taşeronun taşeronular yani. AKP’nin sistemi taşeronluk. Paravanın kibarcası! ASSAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Naci Efe’ye bakalım. Efe, aynı zamanda, EKOL Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı.

45- EKOL olarak 81 ilde, özelde 5.000 çalışanı, ‘kamuyla beraber’ toplamda 7.500 çalışanı olan bir firma! Şimdi konuya uyumlu bir KHK’yı anımsatalım. Yıl 2017. Düzenleme şöyle:

46- “Özel güvenlikçiler artık uzun namlulu silahlar kullanabilecek. Bu aşamada Genelkurmay’dan görüş alınmayacak. Özel güvenlikçilerin uzun namlulu silah kullanabilmesi için vali yardımcısının başkanlığındaki bir komisyonun kararı ve valinin onayı yetecek.”

47- Paramilitarizm her yerde! İçeride ve dışarıdaki faaliyetler demiştik. Dışarıya dönüp, EKOL ile devam edelim. Naci Efe eğitim faliyetleri içinde de yer alıyor. Bosna’daki Gorazde Üniversitesi’nin sahibi.

48- Ordudan gerici faaliyetleri nedeni ile tasdiye olmuş bir komandonun taktire şayan yükselişi! Tabii Gorazde Üniversitesi nevzat Tarhan’ın Üsküdar üniversitesi ile kardeş! Ancak Bosna’da üniversiteden şikayetler de var!’

49- “Öğrencilerden fazla para alınıyor, eğitime devam etmek istemeyenler tehdit ediliyor gibi. Biz Bosna’daki eletirileri aktarıyoruz. Tabii İslamcı-İhvancı bir gelenek olduğu da ifade edilenler arasında.

50- Sözün özü; SADAT’ın kurucuları arasında yer alan Mustafa Naci Efe, sadece Ekol güvenliğin sahibi değil. Aynı zamanda Bosna’da eğitim faaliyetleri de verip, üniversiteler kuruyor. Bosna-Ankara Büyükelçisi ile… Diğer foto kardeş üniversite.

51- Bosna ile dış dünyaya geçtik… SADAT dış politika politika belirliyor. İdlib ya da Trablusgarp’ta olmaktan/olunmasından memnun. Fakat tam burada bir çelişki var. TSK’da özellikle İdlib rahatsızlığı olduğu biliniyor.

52- Orduda da SADAT rahatsızlığı ayyuka çıkmış durumda. İstifa eden generallerin, hem ‘İdlib ya da cihadizm’ hem de ‘SADAT’ konusunda endişeleri var. Somutlaştıralım:

53- T. S. adlı Albay görüşmemizde şunu söylüyor: “SADAT’ın çaycısındaki prestij, TSK’da komuta kademesinde yok. Hani her fırsatta, Türk ordusu diyorsunuz ya, bu değeri SADAT muhafızlarına verdiğiniz ayrıcalıklar ve kurumu farklı bir yere koyarak mı gösteriyorsunuz?”

54- SADAT, ‘Paralel ordu’ iddiaları gibi, cihadistler ile ilişkilerini de reddetti. SADAT hangi bölgelerde? Öncelikle Suriye! SADAT’ın Suriye savaşına başından beri müdahil olduğunu görüyoruz. Hem de yine SADAT kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin itirafları ile:

55- “Biz, Özgür Suriye Ordusunun kuruluş safhasında, Hatay’ın güneyindeki mülteci kampında Özgür Suriye Ordusunun ilk kurucusu Albay Riyad Esad isminde bir şahsın olduğunu duyduk ve üç dört kişilik bir arkadaş heyetiyle oraya gittik.”

56- Bu kamplarda Suriye’deki çatışmaların en başından beri el Kaide çizgisindeki örgütler yer aldı. IŞİD ortaya çıktıktan sonra yine aynı kamplarda cirit atmaya başladı. Kurum amaçlarının dost ve müttefik ülkelere yardım olduğunu belirtiyor.

57- Yine sorular ortaya çıkıyor: Siz neden TSK’nın üstlenmesi olası bir meseleyi kendinize görev biliyorsuz? Diğer soru da şu: Bu dost ve müttefik ülkeler neresi? Daha çok dost ve müttefik İhvancılar, selefist ve cihadistler denebilir.

58- Çünkü SADAT çatışmalı bölgelerde ayakta kalmaya çalışan tüm yönetimlerin karşısındaki cihadistleri ya da Hamas gibi örgütleri destekliyor. Tıpkı AKP iktidarı gibi! SADAT, ‘ASRİKA’ diye bir şey uydurmuş. 3 kıtanın isimlerinin birleşimi. Avrupa, Asya Afrika.

59- Ülkeleri sayalım: Bosna, Suriye, Irak, Libya, Nijerya, Sudan, Filistin. Faliyetlere bakalım: Güvenlik dedik. Lojistik ve İnşaat Sonra da partnerleri bulacağız. (En son Afganistan’da takılmak istemişlerdi.)

60- Suriye demiştik. Hamas da diyelim. İsrail bu faaliyetlerin soruşturulmasını istemişti. Hamaslı Profesör Cemil Tekeli 2018’de İsrail’den sınır dışı edilmişti yanında Adnan-Melih Tanrıverdi.

61- İsrail, SADAT dosyasını açmış Türk hükümet yetkililerinin Hamas’ın askeri  bağımsızlığı için yardım ettiklerini ve bunu- SADAT şirketi aracılığıyla yaptıklarını raporlamıştı.

62- Başka bir ilginç bilgeden devam edelim Libya. Şimdi, Tarikat-Ticaret-Siyasetin nasıl olup da Cihat-Ticaret-Siyasete dönüştüğünü göreceksiniz. Birleşmiş Milletler’in (BM) Libya’ya ilişkin yıllar önce başlayan silah ambargosu kararı var!

63- Erdoğan, Trablus merkezli Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne silah ve askeri ekipman gönderdiğini, 2019’da açık açık söyledi. Burada kullanılan askeri ekipman ve silahlara bakalım: Ethem Sancak’ın tankları (KİRPİ), Damat Albayrak’ın İHA ve SİHA’ları.

64- SADAT Libya’da parçayı tamamlayan haberimize de tazminat davası açmıştı. Ama haber Rus basınındandı. Ayrıca Arap ve Rus basını bu haber ile çalkalanmıştı. Neydi: “İHA ve SİHA’ların eğitimini 800 SADAT’çı Trablus’taki lüks otellerde kalarak verdi.

65- AKP kitlesi savaşı kutsal cihat ve büyük Türkiye ideali zannediyor. Onlar para kazanıyor, halkın çocukları ölüyor. Mesele şu:

66- “Din benim umurumda falan değil! Din maskesi altında, her mezhepten fanatiğin yaptığı çılgınlıkları ve sonra da bunu Tanrı isteği olarak adlandırdıklarını gördüm. Birçok katilin gözlerinde, birçok dini gördüm.” Cennetin Krallığı.

67- Peker’in açıklamaları Libya’nın, Suriye’ye benzer bir kopyasıdır. Cumhurbaşkanlığı-Sancak-Öztürk Aileleri-el Kaide döngüsü. Arada SADAT. Ne oluyordu. Suriye’ye ticaret yapılıyordu. Bu ticaretin ilk onay merkezi Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı’ydı.

68- Diğer merciler Ramzan Öztürk ve Murat Sancak’tı. (Bir başka 3’lü, 5’li çeteler) En son kim onaylıyordu: el Kaide sorumlusu Abu Zeynep. Peker Bir TIR silahı SADAT’a vermişti. Kendisinin bu ticaretten para kazanmadığını söyledi. Peki bu parayı kim kazandı?

69- Sudan’a gidelim… Sudan’da yakın zamanda darbe mi olmuştu? Ama önce bir başka firmayı mercek altına alalım. Belen & Partners. Özcan Belen’in sahibi olduğu, mimarlık-inşaat firması.

70- İlginç firmanın faaliyetlerinde bir harita var. Sudan’dayız! @SADATcomTR sizi de bekleriz!

71- Belen, Saray’a yakın isimlerden. Belen&Partners Ankara’da. Aynı zamanda ‘Teknikdizayn’ isimli bir şirketi var. Şu anda Ankara Beytepe’de 22 villalık bir site yapıyor. İddialara göre sitenin içerisi Şampiyonlar Ligi gibi.

72- Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Alpaslan Kavaklıoğlu gibi tamamı yüksek bürokratlardan oluşuyor. Bir villaya da Fuat Oktay talip olmuş. Belen’in Varank’la tek bağlantısının bu olmadığı ileri sürülenler arasında.

73- Aynı zamanda Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) yeni yapılacak olan binası da Varank, tarafından Özcan Belen’e veriliyor. Villa bu kıyak karşılığı teknoloji bakanımıza veriliyor olabilir mi? Bilmem!

74- İnşaat ve lojistik faaliyetlerine de mi başladınız siz barış elçileri @SADATcomTR Şimdi SADAT ile bağlara gelelim. 2019’da adi bir ortaklık kuruldu:

75- Ortaklığın amacı Sudan’da, SADAT’ın yeni inşaa ettiği eğitim kampının inşaat faaliyetlerini beraber yapmaktı. Finansını Sudan Büyükelçiliği’nin verdiği iddialar arasında. Büyükelçiliğe birkaç kez gidildi.

76- İşin bağlantılarını yapanın Adıyaman Eski Akp milletvekili Adnan Boynukara olduğu belirtiliyor. İnşaat aşamasındaki yapıyı çizim aşamasında görenler şunu söylüyor: Gayrinizami harp eğitimi veriliyormuş gibi animasyonlar yapıldı…”

77-Son olarak Irak’a gidelim. SADAT, ilan veriyor: “Rus yapımı Tank (T-54, T-55, T-62, T-72) bakım ve onarım ve yenileme hizmetlerinde çalışacak uzman personel arıyor.”

79- Fakat burada bir yanlış var. Bu noktada savaş uzmanlarından yardım aldım. SADAT, maalesef bunların Rus Tankı değil çakma Çin tankı olduğunu bilmiyor!!! Bunlar T-54’ün taklidi Type-69. Paletlerin üzerindeki kanatlara dikkat! SADAT’ın aldığı tank ile aynı.

80- Type-69 paletlerin üzerindeki kanatlarından biliniyor. Körfez Savaşı’nda kullanıldılar ardından da IŞİD’in eline geçtiler!!! Evet böyleyken böyle. Maalesef tüm ortaklar Türkiye’yi savaş suçlusu yapmak için her şeyi yaptılar-yapıyorlar! Gri listenin bu anlamda önemi olmalı!

Güncel konulu diğer haberler