Takip Et

Güncel

Hapishanelerde son 6 yılda 103 hasta tutsak yaşamını yitirdi

Son 6 yılda, “veda” hakkı bile tanınmayan bini aşkın hasta tutsaktan en az 103’ü yaşamını yitirdi.

Kimi görmüyor, kimi yürüyemiyor, kimi duymuyor, kimi eksik bir uzuvla yaşıyor, kimi ise dört duvar içindeki pencerenin diğer tarafında kendisine bakan yakınlarını dahi tanıyamıyor… Söz konusu kişiler, Türkiye hapishanelerinde ölüme mahkum edilen hasta tutuklular. Her geçen gün sağlık durumları ağırlaşmasına rağmen ya ölüm eşiğinde tahliye edilenler ya da cansız bedenleri tabutun içerisinde ailelerine teslim edilen hasta tutuklular. 

Koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde insan hakları ihlallerinin daha da arttığı hapishanelerdehasta tutukluların sağlık durumu her geçen gün daha da kötüye gidiyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2020 raporuna göre, şu an hapishanelerde 604’ü ağır toplam bin 605 hasta tutuklu bulunuyor. Bunlardan 249’u kadın tutuklulardan oluşuyor. İHD’ye yapılmayan başvurular ve son bir yıldaki artış da göz önünde bulundurulduğunda, bu sayının daha yüksek olduğu düşünülüyor.

Kalbin bomba gibi… 

Birçoğu politik nedenlerle tutuklu olan ve ağırlaştırılmış hapis cezalarına çarptırılan tutuklular, çok sayıda hastalığa karşı yaşam mücadelesi veriyor. Kalp, tansiyon, kanser, kronik rahatsızlıklar, böbrek yetmezliği, şeker, unutkanlık, görme, yürüme, duyma, felç, psikolojik sorunlar… Bunlar tutukluların yaşadıkları sağlık sorunlarından sadece birkaçı. Tutuklular bir yandan bu hastalıklarla, diğer yandan hapishanelerin kötü koşullarına karşı mücadele veriyor. 

Son süreçte neredeyse tüm sosyal aktivite hakları askıya alınan tutuklular, sağlığa erişimde de bir o kadar sorun yaşıyor. Revire ya da hastaneye götürülen tutuklara çoğu zaman kelepçeli bir şekilde tedavi edilmek isteniyor. Ya da “turp gibisin”, “kalbin saatli bomba gibi” ve “soğuk su iyi gelir” denilerek, 5 dakika dahi sürmeyen muayyenin ardından dört duvar arasında geri gönderiliyor. Bu da yetmiyor hastaneden döndükten sonra iki hafta boyunca karantinada tek başına tutuluyor. 

‘Veda’ hakkına engel

Türkiye’nin de imzacısı olduğu kimi uluslararası sözleşmelere rağmen sağlığa erişimde sorun yaşayan tutuklular tüm bu yaşadıklarına rağmen ısrarla tahliye edilmiyor. Tutukluların tahliyesi ya hastaneye ya Adli Tıp Kurumu’na (ATK) ya da savcılıklara takılıyor. İki eli olmayan, görme yitisini yitiren, yürüyemez halde olan hasta tutuklular dahi birçok kez “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen savcılıkların “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmak” ya da “devlet güvenliğine tehdit” kararları gerekçe gösterilerek özgürlüklerine kavuşamıyor. İki eli olmayan ve KOAH hastası Ergin Aktaş ile 26 yıldır hapishanede olan, yürüyemeyen, duymayan ve görmeyen 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan da bu tutuklardan sadece ikisi. Yargı ve hükümet yetkilileri, insan hakları örgütleri ve ailelerin “en azından veda hakkı tanınsın” talebi karşısında kör, sağır ve dilsiz.  

Tablo ağırlaşıyor

Kamuoyu ve insan hakları örgütlerinin baskısı üzerine tahliye edilen tutuklular ise kısa bir süre sonra yaşamını yitiriyor. Bunun son örneği kanser hastası 70 yaşındaki Mehmet Ali Çelebi. Tutuklu bulunduğu Sincan Hapishanesi’nden 25 Ağustos’ta tahliye edilen Çelebi, 10 gün sonra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. İHD’nin 2020 yılı raporuna göre, 16 ağır hasta tutuklu hapishanede, 5’i de tahliyelerinden kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi. Bu yılın ilk 3 ayında ise 2 ağır hasta tutuklu hapishanede, 1’i de tahliye edildikten kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi. Yine İHD’denin 2018 Mart ayı raporuna göre son 17 yılda 3 bin 500 hasta tutuklu yaşamını yitirdi. Ancak özellikle siyasal atmosferin sertleştiği 2015-2016 yılları sonrasına baktığımızda çok daha ağır bir tablo ortaya çıkıyor. 

2016’dan günümüze kadar derlediğimiz verilere göre ise, son 6 yılda en az 103 hasta tutuklu yaşamını yitirdi. (MA)

Güncel konulu diğer haberler