Takip Et

Makale

HDP’nin Kapatılması İktidar Bunalımını Gidermez, Bilakis Derinleştirir!

Bu süreç, HDP veya Kürt siyasi güçlerinin dizayn edilmesi bağlamında da işlev görmektedir. İktidarın hareket noktaları esasta bu zeminde gelişmektedir. Ki, Kürtlerin bölünüp parçalanmasına dönük sinsi politikalar uzun zamandan beri yürütülmektedir. Kapatmayla yüz yüze kalan Kürt siyasi partisi ve dolayısıyla sabote edilen demokratik iradesinin belli arayışlara girmesi koşullanmakta veya bu amaçlanmaktadır…

Erdoğan, Bahçeli ve Perinçek üçlüsü HDP’nin kapatılması için uzun süre yargıya baskı yaptı ve verdikleri açık talimattan sonra Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı istenilen kapatma davasını açtı. Açılan kapatma davası, hukuki mesnette dayanmayıp siyasi iradenin karar ve talimatları ekseninde açılan siyasi bir dava olduğu için, Anayasa Mahkemesi’nin yol gösterici itirazıyla iade edildi. İddianame de isnat edilen suçlamaların hukuki gerekçelere dayandırılması istemiyle iddianameyi geri gönderdi… Bu iade süreci, “Erdoğan’ın Kürt ulusunun nabzını yoklamaya dönük bir taktik olarak” yorumlandı ve Kürt ulusunun Newroz’da alanları dolduran kenetlenmesini gördükten sonra kapatma davasının ters teptiğini görerek bundan vazgeçtiği biçiminde yorumlandı. Yani, Anayasa Mahkemesi’nin ilgili iddianameyi geri göndermesi, davanın açılmasındaki siyasi nüfuzun ruhuna uygun olarak tekrar aynı siyasi nüfuz tarafından geri çekildiği şeklinde yorumlandı esasta.

Durumun böyle olmadığı, bugün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kabarık sayfalı iddianameyle yinelediği kapatma davasıyla görülmüş oldu. Elbette, davanın açılması siyasi bir karardı ve bu davanın geri çekilmesi veya tekrar gündeme getirilmesi de yine siyasi iradenin tayin edici kararıyla olacaktı. Oldu da… Erdoğan ve ortakları ortak çimentoları olan Kürt düşmanlığı zemininde HDP’nin kapatılmasını iktidar çıkarlarına uygun görüp bunda kararlı olduklarını gösterdiler. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin iddianameyi iade etme kararının siyasi iradeden bağımsız olmadığı ve ancak hukuki boşlukların doldurularak daha güçlü zemine oturtulmasından öteye geçmediği görülmüş, anlaşılmış oldu… Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bugünkü yeni iddianamesi ve dolayısıyla kapatma davasında gösterdiği ısrar bu zeminde anlam bulurken, bunun iktidarın siyasi kararından bağımsız olmadığı da aşikardır…

Henüz ayrıntısı bilinmeyen yeni iddianamenin öne çıkan bir unsuru, 500 HDP’liye siyasi yasak konulması, yani siyasetten menedilmesi talebidir. Bu talep, HDP kapatıldıktan sonra, muhtemel görüp varsaydıkları, kapatılacak olan HDP’nin yerine türevi olarak yeniden kurulacak yeni bir siyasi partinin kurulmasını olanaksız hale getirmeyi hedefleyen emeldir. Yani, HDP kapatılıp siyaset dışına itildikten ve siyasi yasağa tabi tutulduktan sonra, aynı orijinli bir başka siyasi partinin kurulup siyasi yaşama girmesini şimdiden engellemeye dönük bir talep veya çabadır. HDP yasaklanırken, tüm siyasetçileri de bireysel olarak siyasetten menedilip siyaset dışına itilmektedir. Kısacası, Kürt ulusunun siyaset yapması yasaklanmaktadır. Kürt ulusunun demokratik ve siyasi iradesi çiğnenip yok sayılmakta, inkarla terbiye edilmeye çalışılmaktadır. İddianamenin bu istemi, fiilen Kürtlere/Kürt ulusuna tümden siyaseti yasaklamak, onu ötelemek, dışlamak ve yok saymak anlamına gelmektedir.

HDP’yi kapatma girişimi Kürt düşmanlığından beslenmektedir

500 HDP’liye istenen siyaset yasağı objektif olarak Kürtlere siyaset yasak demektir. İlgili talebin pratikle gerçek karşılığı şudur: Kürtler siyaset yapamaz! Kürtlere siyaset yasaklanarak ne yapılmak istenmektedir? Kürtlere ne reva görülmektedir? Açık ki iktidar düştüğü siyasi bunalımı atlatmak için şuursuzca hareket etmekte, kaldırdığı taşı ayağına vurmaktadır. Kürtlere köleliği reva gören Erdoğan ve ortaklarının HDP’yi kapatma hamlesi, Kürt düşmanlığından beslenirken, sallantıda olan iktidarlarını koruma hesabı ile, gündemi boğup manipüle etme amacı da gütmektedir…

Erdoğan ve ortakları, yargı eliyle de olsa, Kürtlere siyaset yasağı getirirken, siyasi aktörlerinden yoksun bırakılan Kürt kitlelerin-seçmenin karamsarlık ve belirsizliklere düşerek şu veya bu oranda kendilerine oy vereceğini hayal etmektedirler. Aynı zamanda, siyasi partileri vasıtasıyla ‘‘Millet İttifakı‘‘na verdikleri desteği baltalamayı hedeflemekte, siyasi partisinden yoksun kalan Kürt seçmenin dağınıklıklara düşerek güç yitirmesini, dolayısıyla karşıtı ittifakta veya başka bir siyasi eksende toplanamayacaklarını tasavvur etmektedirler ki, bunun iktidarları lehine mütalaa etmektedirler. Daha da önemlisi demokratik bir gücü fiilen örgütlü siyasi iradeden yoksun bırakarak ortadan kalkmasını hedeflemektedirler…

 Zira, gelişen ve ilerleyen siyasi süreç demokratik devrimci muhalefet ve mücadelenin sahneye güçlü olarak çıkacağına işaret etmektedir. Bu durumda, ciddi bir kitle temeline sahip olan ilgili demokratik gücün, daha da önemlisi demokratik ve devrimci muhalefetin ortak siyasi platformu olarak işlev gören siyasi partinin/HDP’nin kapatılması, iktidar için karşı karşıya kalacağı muhalefet ve mücadele açısından önem taşımaktadır. Bu anlamda rol taşıyan ilgili siyasi partinin kapatılarak devre dışı edilmesi amaçlanmaktadır. Ve bu süreç, HDP veya Kürt siyasi güçlerinin dizayn edilmesi bağlamında da işlev görmektedir. İktidarın hareket noktaları esasta bu zeminde gelişmektedir. Ki, Kürtlerin bölünüp parçalanmasına dönük sinsi politikalar uzun zamandan beri yürütülmektedir. Kapatmayla yüz yüze kalan Kürt siyasi partisi ve dolayısıyla sabote edilen demokratik iradesinin belli arayışlara girmesi koşullanmakta veya bu amaçlanmaktadır…

Kürtlerin siyaset dışına itilmesi mümkün değildir

Ne ki, bütün bu hesaplar, siyasi partileri kapatılmış da olsa, Kürt siyasi iradesinin izleyeceği yol ve benimseyecekleri tutum tarafından boşa çıkarılabilecek boş hesaplardır. Kürtler öyle ya da böyle, yani siyasi partileri kapatılmış da olsa, diğer siyasi kurum ve kuruluşları vasıtasıyla iradesini ortaya koyacak, siyasi rollerini oynayacaklardır. Bu olanak ve kabiliyete de sahiptirler. Bu anlamda Kürtlerin siyaset dışına itilmesi mümkün değildir. Buna ters girişimler çaresizlik ve aczin çırpınışı olmaktan ileri geçmemektedir. Kürtleri siyaset dışına iterek tasavvur ettikleri siyasi hesaplar boşken, bu pervasız düşmanlık Kürtlerde daha sıkı kenetlenmenin bir vesilesi olacaktır… Kürt ulusunun demokratik iradesi gasp edilemez, siyaset ve mücadelesi engellenemez. Ancak, Kürtlere siyaseti yasaklayan bu köhne tutum, Kürtlere köleliği reva gören Türk hakim sınıflarının tekçi, ırkçı, şoven, faşist milliyetçiliğinin çıplak yüzü olarak tarihin karanlık sayfalarına geçirecektir.

Kürt ulusu haklı ve demokratik mücadelesinden asla vazgeçmeyecek, siyasi aktör ve kurumları etrafında birleşerek kenetlenmekte tereddüt etmeyecektir. Demokratik güçler bu süreci diğer kurum-kuruluşlarıyla örgütlü iradeyle aşacaktır. Siyasi partilerinin kapatılmasıyla Kürtlerin iradesini yok sayıp ortadan kaldırmak mümkün olmayacaktır. Bütün demokratik ve devrimci güçler HDP’nin maruz kaldığı ırkçı, tekçi-faşist saldırı karşısında HDP’nin yanındadır. HDP ve Kürtler yalnız değildir…

HDP kapatılamaz! Kürtlerin demokratik iradesi yok sayılamaz! Kürtler siyasetten menedilemez!

Makale konulu diğer haberler