Takip Et

Makale

Oblomov “Devrimcilik”

Bugün olduğu gibi, yarın da şu Oblomovca çelişkiler devrimin aleyhine varlıklarını çeşitli ideolojik kılıflar altında sürdürecektir. Onlar ideolojik gıdalarını küçük burjuva sınıf kökenlerinden alırlar. Bu, şaşılacak bir durum değildir.  Sınıf kökenleri gereği gayet doğal bir durumdur. Önemli olan bu hastalıklı ideolojilere karşı, proletaryanın bilimsel dünya görüşüyle karşı koymak, etkisiz hale getirmektir.

Sistemle yıldızı barışık olmayanların dilinde kavga sözcüğü eksik olmamaktadır. Hiç kuşkusuz sistemle kavgalı olmak güzel. Ancak nasıl bir kavga konusunda samimiyet ve samimiyetsizlik gibi durumlar gözden ırak değil. Örneğin, sistemle ve sistemin sahipleriyle uzlaşmayan, proletaryanın iktidarına odaklanmış bir kavga mı, yoksa kimi ekonomik, demokratik ve sosyal iyileştirmeler peşinde koşulan bir kavga mı? Ya da söylemle eylem arasında uyumsuzluğun hakim olduğu, sözde komünist, pratikte varlığı hissedilmeyen Oblomovca bir kavga mı. Bu durumların iyi ayrıt edilmesi gerekir. Aksi taktirde, her “kavga” diyen baş tacı edilirse, iktidara yürünecek yol, dikenlerden, engellerden geçilmez olur. Bundan ötürüdür ki, kavganın en zor ve çelişkilerle dolu yanı ideolojik ve siyasi yanıdır. Çünkü doğru ideoloji ve siyasal yönelimler olmadan, doğru pratikle buluşmak, onu hayata geçirmek mümkün değildir. Proletarya partisi, uzlaşmaz sınıf düşmanlarıyla olduğu kadar, devrimden menfaati olan ama devrim dalgasını bulanıklaştıran tüm kesimlere, bireylere karşı da aynı kararlılıkla ideolojik ve siyasi mücadelesini yürütmek zorundadır. Bunun savsaklanması düşünülemez, sulandırılmasına göz yumulamaz.

“Oblomov”luk genel devrimci mücadelenin bir sorunu olmakla birlikte, proletarya partisinin etkisi altında olan, hatta şu veya bu ölçülerde saflarında yer alan, ama partinin ideolojik, siyasi ve pratik hattından uzak duran Oblovomların bulunduğunu söylersek yanılmış olmayız. Bunda şaşılacak bir durum da yok. Sınıfların varlığı ve mücadelesi bu tür durumların zeminini oluşturmaktadır. Önemli olan bunun olup olmaması değil, çelişkilerin, zaafların, hataların üstünü örtüp örtmemektir önemli olan. Proletarya partisinin görevi çelişkileri doğru ele alarak her türden ideolojik hastalıklara karşı mücadele etmek ve devrimin lehine çözümler üretmektir. Oblomovculukta ideolojik mücadelenin hedefindedir, böyle de olmak zorundadır.

Oblomovculuğun devrimin genel çıkarlarına ve proletarya partisine olumsuzca yansımalarını, proletarya partisi kendi yayın organlarında geçmişte pek çok kez dillendirmiş ve Oblomovculuğa   karşı yürütülecek ideolojik mücadelenin önemi üzerinde ciddiyetle durmuştu. Günümüz açısından da önemini koruyan bu gidişatı hatırlatmakta ve yürütülmesi gereken ideolojik mücadelenin altını çizmekte fayda var. İktidar yürüyüşümüzde bu tür hatırlatmalar ve mücadeleler kesintisiz olarak hep var olacaktır. Hatta proletaryanın iktidar olduğu koşullarda bile rehavete kapılmadan, doğru yol ve yöntemlerle devam edecektir. Çünkü, farklı sınıf ve toplumsal katmanların mevcudiyeti ideolojik ve siyasi mücadeleleri şart koşmaktadır.

Bugün olduğu gibi, yarın da şu Oblomovca çelişkiler devrimin aleyhine varlıklarını çeşitli ideolojik kılıflar altında sürdürecektir. Onlar ideolojik gıdalarını küçük burjuva sınıf kökenlerinden alırlar. Bu, şaşılacak bir durum değildir.  Sınıf kökenleri gereği gayet doğal bir durumdur. Önemli olan bu hastalıklı ideolojilere karşı, proletaryanın bilimsel dünya görüşüyle karşı koymak, etkisiz hale getirmektir.  Oblomovcuların teorileri ile, pratikleri arasında derin bir uçurumun olduğunun altını çizelim. Sözde çok şey söylerler, ama; “tembeldirler, ertelemecidirler, vurdumduymazdırlar, adam sendecidirler, sorumsuzlar, duyarsızlar, üretken değiller. Yaratılan emeği asalakça sömürürler. Kibirli ve ukalalar. Bencil ve çıkarcılar. Kolektivizme önem vermez, yaptıkları birkaç şeyle böbürlenirler. Devrimin sürekli ilerlemesine, geliştirilip pekiştirilmesine adamazlar kendilerini. Aynı zamanda yakınmacıdırlar.”

Bu ve benzer küçük burjuva ideolojik hastalıklar, genel olarak devrimci saflarda oldukça yaygındır. Doğal olarak devrimci mücadelenin önünde de engeldirler. Proletarya partisinin bunlara karşı sıkı bir ideolojik mücadele yürütmesi, saflarını asgari düzeyde de olsa arındırması  kaçınılmaz bir zorunluluktur. Günümüzün önemli ideolojik hastalıklarından birinin liberalizm olduğunu, proleter disiplinin, kurumsal çıkarların karşısına, demokrasicilik adına bireysel menfaatlerin öne çıkartıldığına sıkça tanık oluyoruz. Birey, işine geleni yapıp, gelmeyeni yapmama tavrı veya eylemiyle kendisini ortaya koyarken, örgütte bu durum, hata ve zaafların karşısındaki sessizliği veya kayırmacı tutumu, legalizm hayranlığı vb. biçimlerde ortaya çıkar. Birey kendisi için en geniş demokrasiyi isterken, proleter disiplini midesi kaldırmaz. Kendisine, bilinçli veya bilinçsizce yapılan en ufak haksızlık karşısında fırtınaları koparırken, kendisinin devrime ve onun öncüsüne verdiği zararı hiç hesaba katmaz. Ucunda “tehlike” var diye, kendisine verilen görevi kabul etmez, ama aynı görev bir başkasına verildiğinde en ufak bir itirazda bulunmaz. O sadece kendisini “tehlike”den korur, başkaları onu ilgilendirmez. Proletarya partisinin irade birliğini değil, bilinçli veya bilinçsizce bozulmasına önayak olur. Üretmeye, büyütmeye ve pekiştirmeye değil; tüketmeye, dağıtmaya meyillidir.  Üstelik bu eğilimlerden muzdaripken, kendisini bulunmaz Hint kumaşı sayar.

Oblomov tembellik, halk arasında anlatılan şu fıkramsı anlatımla en iyi bir şekilde anlamlandırılır.  “Bir memlekette padişah gerçek tembelleri maaşa bağlamak istediğini duyurur. Ancak şartları vardır. Çember şeklinde büyükçe bir ateş yaktırır.  Maaş almak isteyenler o ateş çemberinin ortasına oturur. Ateşin ısısı arttıkça ve çember daraldıkça içerdekiler çemberin dışına kaçarlar. Kala kala üç oğul ile bir baba kalırlar. Baba cebinden bir sigara çıkarır ama çakmağı olmadığından, büyük oğluna, şu ateşten bir köz ver de sigaramı yakayım der. Oğlu, “amaan baba kalk kendin al” der.  Baba çaresiz ortanca oğlundan ister.  O da yerinden kıpırdamaz. Küçük oğlu; “baba en iyisi kalk kendin al, bana da ver, ben de bir sigara içeyim” der.  Sonuçta hiç birisi bir adım ötesindeki ateşten kalkıp közü almaz, öylece beklerler. Padişah, tamamdır onları alın getirin der. Siyasal mevzideki Oblomovlar da böyledir. İş yapmayı değil, çene çalmayı severler. Kavga konusunda iyi niyetlidirler. Ama, cennetin yolları iyi niyet taşlarıyla döşenmiyor. Zafer, sözle kazanılmıyor. Söylemle eylemin birlikteliği gerekiyor.

“Bir varoluş trajedisi olan oblovomluk, bilinçli bir tembellik/ atalet halidir.  Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklılık, her şeyin farkında olma, bir adım ötesini görme halidir. Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir.” Daha özcesiyle ifade edersek içinde bulunduğu sosyal yaşamdan bilinçli bir vaz geçiştir Oblomovluk.  Kuşkusuz buna pek çok gerekçe bulmak bu tipler açısından oldukça kolay. Sınırsız bir hayal gücü var, ama hayaller hiçbir zaman gerçeği gerçek anlamda ifade etmez.

Oblomov, hizmetçileri ve biraz da variyeti olan bir efendidir. Tarladaki ekininden bile haberi olmayan, kahya ne getirmişse onunla yetinen bir efendi. Bitmez tükenmez işleri vardır. Hizmetçisini “işim var, yazmam gereken bir sürü mektup beni bekler” deyip odasından gönderdiğinde, hizmetçinin gözünden masanın üzerindeki sararmış kağıtlar ve örümceklenmiş mürekkep okkası tabi ki kaçmaz. Yapması gerekenlerin farkında ve bilincindedir. Ama yapmaz, çünkü tembellik onda bir yaşam halidir.

Oblomovculukta hem günümüzün toplumsal eğilimlerini görüyoruz hem de kendimize dair ipuçlarını. Çok rahat bir şekilde çözümü mümkün olan sorunlar karşısında inanılmaz tepkiler gösterir, halkın deyimiyle pire için yorgan yakarız, ama pire için yakılan yorganın önemini es geçeriz. Meselenin özü değil, daha çok biçimi bu tipleri ilgilendir. Materyalist bir bakış açısıyla olaylara bakan her insan, olayı toplumun çıkarları bağlamında değerlendirir, getiri ve götürüsüne göre tavır belirler. Toplumun genel çıkarları ve devrimin lehine hizmet etmeyen her tavır ve davranış hastalıklıdır, mutlaka iyileştirilmesi gerekir. Hastalığı tespit etmek kuşkusuz önemlidir, aynı şekilde hastalığı tedavi edecek olan doktorun da uzman olması gerekir. Hasta, ehil olmayan ellere bırakılırsa hastanın iyileşmesi olanaklı değil. Bu tıpkı şuna benzer; proletarya partisi dururken, devrimin önderliğini sendikalara veya düzen içi herhangi bir partiye vs. devretmek gibidir. Kuşkusuz adı proletarya partisi olan her parti de devrimin öncüsü yani alanında uzman bir doktor olduğu anlamına gelmez. MLM bilimi ışığında somut durumun, somut tahlilini doğru yapan ve bunu hayata geçiren bir parti ancak o görevi yerine getirebilir.

Makale konulu diğer haberler